Ve bitti, sonunda bitti. Bitmesin diye çok uğraştım ama her güzel şeyin bir sonu olduğu gibi bu da bitti. Biterken içim çok burkuldu, üzüldüm, yeni baştan başlayamaz mıyım diye düşündüm hatta. Tabiki de son okuduğum kitaptan bahsediyorum, masumiyet müzesinden.
Şimdiye kadar okuduğum en sarsıcı aşk romanı. Daha önce hiç Orhan Pamuk okumamıştım, çünkü kar kitabı çıktığında o dönem çalıştığım haber merkezinde bir Orhan Pamuk kitabına başlayıp da bitirebilen hiç çıkmamıştı. Kuzenim Beyza'da kaldığım bir gece kütüphanesinden bana göz kırpan bu kitabı alıp gece lambasının sarı ışığı altında karıştırdım biraz. Ön ve arka kapaklara baktıktan sonra bırakamadım, niyetim okumak değildi, çünkü zaten hali hazırda okuduğum iki ayrı kitabım vardı. İlk bölümü okumaya başladıktan sonra zar zor 60. sayfada ışığı kapatıp uyumam gerektiğini düşündüm. Masumiyet Müzesi o kadar sürükleyici ki elinden bırakmak çok zor, insan kendini öykünün içinde hissediyor. Yarısına gelince kitap bitmesin diye çok yavaş okudum, ama bu sabah bitti. Kitap bitti ama geceleri uykusuz kalmaktan bende bittim. Nedense akşam okumaktan daha çok keyif alma gibi tuhaf bir zevkim var. Saat akşam 10 olunca camın önündeki kanepeme uzanıp kahve yada yeşilçay alıp kitabımı okumak en sevdiğim şey. Özellikle son 1 haftadır eve geç döndüğüm günler okuma saatim gelince gizli gizli kanepemin hayalini kurduğumu ve eve dönmek için acele ettiğimi fark ettim. İnternette kitapla ilgili bir kaç araştırma yaptım, bazı sivri zekalar forumlarında kitabın sonunu yazmış, burdan hepsine selam yolluyorum.
Romanda geçen öykü aslında bize o kadar yakın ve bize o kadar uzak ki, gerçekten de müzelik. Yarın ilk işim kitapta harita ile yeri belirtilen masumiyet müzesinin yolunu tutup keşfe çıkmak. Bu sarsıcı romanda zihnmde canlandırdıklarımı gerçekleri ile karşılaştırmak istiyorum. Bakalım romanda geçen herşey gerçekten de müzede varmı?
14 Mayıs 2010 Cuma
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

8 yorum:
tuğçe allah seni kahretmesin.
Sen DE bittin ben de olacak. Yanlış yazmışsın.
tuğçem bektaşım, gecen yıl kitabı bende sonunu bilerek okumuştum. ama bi bölümden sonra beni çok baymıştı bitmek bilmiyordu bana göre. zorla bitirdim ben birazda. orhan pamuk normalde dili ağır oluşu sebebiyle anlaşılmaz oluşuyla insanı sıksada bu kitap gayet duru. güzel, sevmiştim, zorla bitirmiş olsamda. müze açılmış mı ya? açıldıysa bende gitmek istiyorum. kuşun gözünden çizilmiş bir resimleri vardı yanlış hatırlamıyorsam ben onu çok merak etmiştim :) gidersen mutlaka yazı beklerim :)
hehhe heee :))
SEvgili adsız, doğru söyledin teşekkür ederim hemen düzeltiyorum..
çitlembik: 300 lü sayfalarda hani sürekli çukurcuma daki eve gidip gelmek kısmı biraz beni de sıktı, ama sonunu o kadar merak ettim ki o sıkıcı kısmı da hızla okuyup atlattım.
Müzeyi bugün görücem inşallah, sana da haber veririm canım.
bugün başladım tuğçe bende ve ilk 108 sayfa toplu taşıma araçlarında bitti. orhan pamuk severim ben, nedense herkes sevemiyor. özellikle benim adım kırmızı en sevdiğim kitaplar arasında baş köşede durur.
küfkedisi: bende orhan pamuk hakkında bir çok kişinin ön yargılı olduğunu düşünüyorum. Bir kısmı soykırım meselesi yüzünden bir kısmıda dilinin ağır ve sıkıcı olduğunu düşündüğünden orhan pamuk kitaplarına yaklaşmıyor. Masumiyet müzesi mükemmel bir aşk romanı, bakalım beğenecek misin?
Yorum Gönder