31 Mayıs 2012 Perşembe

DİYETTE 2. RAUND!..








Hayatımda iyiki tanımışım, iyiki de onu bulmuşum dediğim insanlardan biri Diyetisyenim Fatma Yiğitoğlu oldu. Evlendikten sonra bir elim pringles'ta, bir elim Burger Kıng'in sipariş numarasını tuşlarken geçen günlerinde tartının ibresi 61'e vurmuştu ki; bunun 5 ay öncesine kadar 57 kiloydum. 


Bildiğiniz gibi uzunca bir süre diyetisyen araştırmasına giriştim, çünkü kafana göre ne yaparsan yap bir uzman olmadan kalıcı şekilde kilo verilmiyor. Derken İncirli'deki Ethica Hastanesinde Fatma Yiğitoğlu'nu buldum. 


Fatma Yiğitoğlu önce ölçümleri yapıp bana ilk diyetimi vermişti. Sonra gittiğim her kontrol de kilo veriş oranıma göre ve biraz da canımın istediği şeylere göre diyetimi 4 defa değiştirdi. Bana ne verdiğini burada yazmıyorum tabiki, çünkü beni zayıflatan diyet size kilo aldırabilir. Yada sizi zayıflatan şey bir başkasını şişmanlatabilir yada metabolik dengesini alt üst edebilirmiş. En sağlıklı diyet için kişiye özel bir program kullanmak şart. Ama diyet boyunca bol bol yumurta ve meyve yedim. Yaban mersini ile tanıştım, üzüme benzeyen çok lezzetli bir meyve. Sabahları ananas ve yabanmersini ile kendime meyve salatası yapıp üzerine de 2 kaşık nesfit koydum, yarım sağlı süt döküp üstüne de tarçın serptim. Hem çok lezzetli, hemde çok doyurucu bir öğün oldu.  Bir de muz şişmanlatır inanışı doğru değilmiş, her gün bir küçük muz yedim. Mutluyum :)


1 buçuk 2 aya yakın bir zamanda yeniden 57'yi gördüm. Bu arada spor salonunda Eliptical denen bir alet var. Hani ayaklar havada bisiklet çevirir gibi dönerken ellerinizle de kolları çeviriyor, havada koşuyor gibi oluyorsunuz. İşte o aleti Fatma Yiğitoğlu şiddetle önerdiği için her seferinde kendimi zorladım. Benim normal bir sporum da 20 ile 30 dk arasında eliptical yapıp sonrasında da yarım saat yürüyüşten oluştu. Ama spora gitmeye üşendiğim zamanlarda evimde de Ebru Şallı'nın Selülitsavar DVD'si ve Pilates 2 DVD'sini açıp televizyon karşısında egzersiz yaptım. Tam bu sırada Penti'den gelen yaz pakedi de beni iyice motive etti. Bikinime bakıp bakıp spora daha çok yüklendim. İlk başlayanlar Pilates 1'i de önerebilirim ama o bana artık çok kolay geliyor :) 


Bu egzersizler gözünüzü hiç korkutmasın, çok keyifli. Migros'tan 22 TL'ye bir pilates topu aldım. Birde pilates lastiği var, bence o toptan daha önemli. Sanırım onun da üçlü kutusu 17 TL gibi bir rakamdı. Resimdeki ağırlıklar kocamın, sadece görsel olsun diye koydum, çalışmışlığım yok :))


Cumartesi günleri Batı Ataşehir'deli DermaSlim'e gidiyoruz Frenço ve Mahperi ile beraber. Orada G5 tedavisi yaptırıyoruz. Amaç portakal kabuğu görünümünü yok etmek, selülitli dokuyu düzgünleştirmek. DermaSlim öyle harika bir yer ki, sadece stres atmak için bile gidebilirim. Bütün personeli çok ilgili, çok kibar. Nevriye Hanım var, şahane kahveler yapıyor. G5 denen şeyde öyle acı veren bir işlem değil, masaj gibi. Fotograftaki üçlü kareyi işlem sırasında çektim. 11 Seans G5 tedavisinin fiyatı 500 TL. 


Evet gelelim esas meseleye. Tabiki bu diyette benim de kaçamaklarım oldu, olmadı diyememem. İnsanın Frenço ve Çiçek gibi 2 arkadaşı varsa diyet yapmak mümkün değil. Hele ki Erkek Dedikodusu 2'nin kapağını ve klibini çekeceğimiz zaman markete gidemedim ve diyet yemeklerimi hazırlayacak zaman bulamadığım için hep hazır yedim. Bir sonraki postumda da kaçamaklarımı yayınlayacağım. Bu kaçamaklar yüzünden 1 kg aldım ve 58 oluverdim. Neyse ki erken uyarı sistemim hemen devreye girdi de yeniden harekete geçtim. 


Şimdi diyetimin 2. raund'u başlıyor. Şimdi de 58'den 55'e düşmeyi hedefliyorum. Bu arada kitabın bizimle ilgili olan işleri bittiği için akşamları işten dönünce spor için daha fazla zaman ayırabilicem.. Yayında ve yapımda emeği geçen herkese sonsuz teşekkürler :)) 

30 Mayıs 2012 Çarşamba

İçten gelen bir yazı..

Hani bir şeyi çok istersen olur derler ya. Benimde çok istediğim ve çok uzun zaman istediğim bir şey gerçek oldu. Şuan sahip olduğum küçük ve basit hayatım çok uzun zamandır beklediğim ve hayalini kurduğum bir şeydi. 


Onu gördüğüm ilk andan itibaren hayatımın bir daha eskisi gibi olmayacağını biliyordum. Ya sürekli onu düşünerek aptal bir aşık olarak hayatıma devam edecektim, yada yanımda olması için savaş verecektim. Belki de bir süre sonra bu duygular geçecekti, onu da bilemezdim, ama geçmedi. Bende gururu ve onun yandaşlarını bir süreliğine rafa kaldırıp savaşa katıldım ve göğsümdeki kalp şeklinde madalyonumla savaştan zaferle evime döndüm. 


Ben ve O. O ve ben. Birbirimize çok aşık, ama birbirimizden de tamamen farklıyız. 30 katlı bir binadaki 78 metrekarelik küçücük evimizde her gün yeni ritüellerle yeni bir parti yapıyoruz. Çarşamba günleri tortelini yerken dizi izliyor, cuma günleri martini içiyoruz. Cumartesi günleri sevgilim şehir fırsatlarından satın aldığı farklı mekanlardaki yemekler için bense blogger partileri için birbirimizi ikna etmeye çalışıyoruz. Fazla alışveriş yapmama kızıyor ama en güzeli aldığım şeyi eve sokarken çantama gizlemek zorunda kalmıyorum. O sebze yemeklerinden nefret ediyor, bense sebzeye bayılıyorum. Pazar günleri evimizde dvd izliyor yada arkadaşlarımızı çağırıp yemek yapıyoruz. Çok büyük, çok lüks yada çok abartılı bir hayalim yok. Sahip olduğum huzur bütün ihtiyacımı karşılıyor. En güzeli şey de her şeyi birlikte yapmak. Çok saçma ama beraber çamaşır asmak bile bana keyifli geliyor. Birlikte evi temizleyip, sonrada mısır patlatıp korku filmi izliyoruz. Bazen kuzenlerim yada eski ev arkadaşım bize kahvaltıya geldiği zaman ev müzikale dönüşüyor. Katı kurallarımız yok, kendi kurallarımızı kendimiz belirliyoruz. En son kahvaltıda kuzenlerimden biri çay koymak için mutfağa gitmiş, Zeki Müren kılığında salona geri dönüp şarkı söyleyerek hepimizi gülmekten çatlatmıştı.


Gezmeyi çok seviyoruz, öyle ki bizde para çok olsa sanırım hiç eve girmeyip sürekli o şehir senin bu köy benim gezermişiz. Bu resimde çok kültürel ve turistik bir yer olan İkea'yı ziyaretimiz öncesinde çekildi. Ben elimde diet kolam olduğu için çok mutluyum, Orky ise "gitti paralar" diye düşündüğünden biraz gergin. 


Arkadaşlarım benim evimde çok rahat etmeli. Açsa buzdolabını açıp kurcalamalı, üşümüşse gidip dolaptan battaniye almalı. Evimde onları ağırlamaya bayılıyorum. Herkesin ne sevdiğini biliyoruz ya, sevgilimle biri gelmeden önce onun sevdiği şeyleri alıp buzdolabına koyuyoruz. French gelecekse bira, Neylan gelecekse somon, Çiçek geliyorsa ince sigara, Mahperi geliyorsa meyve alıp hazırlıyoruz. Sevgilim, ailem ve dostlarımla hayatımın gelecek sezondaki yeni bölümlerini merak içinde bekliyorum.




23 Mayıs 2012 Çarşamba

YENİ BEBEĞİMİZ!..

İşte yeni bebeğimiz.
Erkek Dedikodusu'nun devam kitabı. "Erkek Dedikodusu 2" - Bu Gece Hiç Bitmesin..


Kitapta kızların macerası kaldığı yerden devam ediyor. Bu kez daha kalabalık. Kızların evlilik ve flört maceraları kimi zaman başarıyla sonuçlanıyor kimi zaman hüsrana uğruyor ama her zaman çok eğleniyorlar. Kahkahayı ve romantizmi arttırdık. Yeni damat adaylarını zorlu sınavlardan geçirdik, evliliği enine boyuna tarttık. Yine bol bol erkekleri çekiştirdik, kendimizle dalga geçtik ve en önemlisi de biz bunu yazarken çooook eğlendik..


Frençosla ikinci göz bebeğimiz Haziran'da raflarda olucak. Nasıl heyecanlıyım size anlatamam. Yorgun, uykusuz, hafiften bezmiş, meraklı, içi kıpır kıpır ve ayakları yere basmaz bir ruh halim var. Karmakarışık yani :)
Şimdi en büyük hayalim balayına bile çıkmayıp Cumartesi evlenen ve Pazartesi işine giden biri olarak bir tatile çıkmak... Denizin karşısında şezlonguma uzanıp limonlu diet kolamı içerken Erkek Dedikodusu 2'yi okumak.
Sanki içinde ne olduğunu hiç bilmiyormuş gibi...

7 Mayıs 2012 Pazartesi

Kıpır Kıpır...

Yaz geliyor diye mi, yoksa Erkek Dedikodusu 2 çikıyor diye mi, yoksa sevgilimle tatil planları yapmaya başladık diye mi bilemedim bu günlerde kıpır kıpır bir haldeyim ben. 


Ben yaz insanıyım.Önceki hayatımda da deniz kızı olduğumdan şüpheleniyorum. Deniz görmeden yaşamayacağım için hıdırellezde kendime deniz manzaralı bir balkonu olan ev çizdim. Şimdiki evimde 19. katta olduğu için çok dikkatli baktığın zaman, açık havada çooook azıcık deniz görüyor :) Bu da benim zor zamanlarımdaki tesellim :)


Kitabımız bitti, havalardayım. Yakında kapağını ve tanıtım klibini de çekersek sevgilimle evde Martini'li kutlama yapıcaz. Frenços'um bir sürü sürpriz hazırladı, hepsi beni havalara uçurdu. Hafta sonu yine sevgilimle istikamet İkea'ydı ve yine bir sürü şey aldığımız halde evde bir çok eksik kaldı. Ev dediğin böyle bir şey sanırım, hiç bir zaman eksikler ve ihtiyaçlar bitmiyor.


Diyet konusunda çok iyi sonuçlar alıyorum. Hepsini toplu bir yazıda yazıp tek tek anlatıcam...
Herkese çok güzel bir hafta olsun..

3 Mayıs 2012 Perşembe

Doğum Günümün ardından..



Doğum günlerim benim için çok özel. Koca bir yaş boyunca ne yaptım ne ettim diye kendimle hesaplaştığım ama yine de her seferinde kendimi çok sevdiğimi bir kez daha hatırladığım günler doğum günüm. Bu sene de doğum günü sabahımda gözlerimi açtığımda telefonum çıldırmış bir haldeydi.

Tek tek gelen mesajlara cevap verdim ama en güzeli twitter'da tanımadığım bir sürü kişiden gelen mesajlardı. Size anlatamam nasıl havalara uçtuğumu, o mesajları yazanları bulup tek tek sarılmak istedim resmen. Sabah servise bindiğimde servis arkadaşlarımın top kekli kutlamasıyla başladı 1 Mayıs, ve işçi bayramı haberlerini derleyip yazımı yazacakken de ekip arkadaşlarımın sürprizi ile devam etti. 


Akşam eve geldim bir de baktım sevgilim en sevdiklerimi bizim evde toplamış. Masa kurulmuş, yemekler yapılmış. Evde onları görünce nasıl şaşırdıysam, o an çekilen fotoda Erman Kuzu gibi çıkmışım. Frenços, Mahperi, Mahir ve sevgilimle doğum günü yemeği yedik, bol bol güldük.


Ve Sevgilim.. O yanımdayken her günüm özel aslında ama onunla aynı evde geçen ilk doğum günüm çok başkaydı. Şimdi doğum günümü düşünüyorum da insanın hiç bişeyi olmasın ama yine de sevdikleri olsun. Kuzenleri, ailesi, iş arkadaşları, blog dostları, twitter arkadaşları, eski kankaları olsun. Çünkü onlarla hayat çook ama çook daha güzel.


İyi ki varsınız siz..