30 Mayıs 2011 Pazartesi

KIZSAL YAZILAR SERİSİ 1: "Cilt bakımı da yaparım, kariyer de""


Selam çok saygıdeğer blogger ahalisi;

Geldi bahar ayları gevşer gönül yayları misali bende de bir kaç gündür bir gevşeme peyda oldu gitti. Bir yandan koştur koştur ev ararken, bir yandan da işe gidip gelmekten gevşemeye müsait bir zemin oluşturamadım..

Geçen hafta çok sevgili blogger çiftimiz Küfkedisi ve Korhy'nin evine mangala gittik. Çok maceralı bir gün oldu onu 2 satırda harcamayalım da ayrıca bir yazı konusu yaparız. Kendilerine bu centilmen davetlerinden dolayı teşekkür ediyor ve büyük bir pişkinlikle "Bunu saymayız yine geliriz" demeyi de kendime bir borç biliyorum..

Yoğunluktan en çok şikayetçi olan kankim French Oje. Kendisiyle görüşememe rekoru kırıyoruz. Bana doğum günü hediyesi olarak evlendiğim zaman gelinliğin üstüne takmam için küçük beyaz, tüllü bir şapka almış, merak içinde bekliyorum ve onun bu davranışının herkese örnek olmasını diliyorum :)) heh heee

Gelelim esas mevzuya. İşim gereği İstanbul'un bir çok cilt bakım uzmanıyla görüştüm, hatta Suna Dumankaya ile bizzat çay içmişliğim bile vardır (hey maşşalahh) Bunca yıldır çok faydasını gördüğüm haftalık cilt bakımımı "kızsal yazılar dizisi" altında sizlerle paylaşayım dedim. Hem evde olan şeyler, hemde sonuç çok başarılı. Tutarsa diğer bildiklerimi de yazarım, tutmazsa yazmam. Yorumlara göre karar vericem, bakıcaz artık :))

1. Adım: Önce peeling yapıp ciltteki ölü deriyi ve siyah noktaları temizleme ile başlıyoruz. Çok kolay. 1 tatlı kaşığı toz şeker, 1 çay kaşığı halis zeytinyağı ve 1 çay kaşığı limon suyunu karıştırıp ıslak yüzü bununla hafifçe ovalıyoruz.

2. Adım: Günlük kullandığınız temizleme ürünü ile yüzümüzü yıkıyoruz. Ben aktardan aldığım kayısılı sabunu kullanıyorum. Sivilceli olanlara tavsiyem lavanta sabunu, çok iyi geliyor. Bir de watsons da satılan komili'nin zeytinyağı sabunu vardı, o da benim cildime çok iyi gelmişti.

3. Adım: 1 çay kaşığı bal ve 1 çay kaşığı yoğurdu karıştırıp maske yapıyoruz ve en az 20 dakika bekletiyoruz. Bu maske cilde nem verip canlandırıyor. Canınız çok şekil yapmak isterse 2 dilim salatalığı da gözlerinize kapatın bari.

4. Adım: Maskeyi yıkadıktan sonra gül suyu ile yüzümüzü silip nemlendiricimizi sürüyoruz ve bebek poposu kıvamındaki yüzümüzle ay parçası gibi geziyoruz.

Nemlendirici demişken: karma cilde sahip olan ben nemlendiricisiz yaşayamam. "Paraları paraları saç saç" dönemimde Lancome'un aqua fusion'u (79 TL), culsuz dönemimde Nivea Soft'u (4 TL) ve orta direkte gezindiğim dönemlerde ise Loreal'in +20 yaş kremini (17 TL) kullandım. Hepsinde de sonuç aynıydı..

5 Mayıs 2011 Perşembe

ÇEYREK TEOREMİ!...

Tek tük milli piyano bileti alırsam mutlaka çeyrek seçerim. Ona çıkma olasılığı her zaman daha yüksektir. Çeyrek altını severim, kötü gün dostudur. Çeyrek ekmek kokoreçi tercih etmem. Çünkü yemek yemeye bayılan biri olarak ve içinde ne olursa olsun asla çeyrek ekmeğe yapılmış bir sandviç beni kesmez. Çeyrek asırlık hayatım boyunca karşılaştığım çeşitli çeyrekler kendi içlerinde gruplaştı. Ama yaş başka. Ben artık 25 oldum!..

25 yaş çok ara bir dönem. Ne 20'lerde gibi gamsız olabiliyorum, ne de 30'larında gibi temkinli. 25 hep telaşlı, 20'den uzaklaştığı için biraz buruk, 30'a yaklaştığı için biraz tedirgin. Çok yakın iki arkadaşı birbirine küsünce arada kalan çaresiz biri gibi. Bir türlü kendi gibi olamıyor 25, bir türlü ne yapacağını bilmiyor. Çeyrek asıra tekamül eden yaş dilimi insanı gereksiz yere paniğe sürüklüyor. İnsan vücudunda bir yerlere saklanmış "emergency" düğmesi aratıyor 25. Coşkusu ve eğlencesi bir başka, ama hayatın öyle bir orta yerinde ki 25, kariyer koşturmalarından hafta içi rakı tokuşturmalarına izin vermiyor. Disiplinli ol diyor 25, onun bu inadı boğa burcuna sökmüyor tabi..

Bir kadında beni en düşündüren yaş 40'lı dönem. Hem dingin, hem de olgun 40. Tanıdığım bütün 40'lar hepimize taş çıkaracak kadar hırslı, herkesten çok hakimler hayatlarına. Civcivin kabuğunu kırma çabaları gibi sürekli kendini aşıyor 40'lar. Diğer yaşlara havasını atarken, içten içe de korktuğunu belli etmiyor 40, çünkü 40'lar cool, 40'lar asil. Öte yandan yaşlanma korkusu olan bütün kadınların kabusu 40'lar. Korkunun ecele faydası yok sözünü baz alan iç dünyam, 40'lardan korkmak yerine onlarla barışmaya karar verdi.

25'ler, 30'lar yada 40'lar. Yaşım kaç olursa olsun yanımda hep sevdiklerim olsun...