7 Temmuz 2010 Çarşamba

KOŞ, SAKIN DURMA!

Yaz geldi mi sevgilim sabah koşularının dozunu arttırıyor. Ben şimdiye kadar pilates olsun, yoga olsun, indirimli dönemlerde fıtness salonlarına üyelik olsun spor geçmişim fena sayılmaz. Ama koşu işine hiç bulaşmadım. Ta ki geçen haftaya kadar.

Gece zaten yatmışım saat 3 te, 8 de uyandım ama sürünüyorum. Güya erken kalkınca insan zinde olurdu, hani nerde? Uyandım, giyindim, yüzümde 1 kapsül buz şeklinde donmuş gül suyu gezdirdim, 1 bardak elma sirkeli su içtim. Attım kendimi dışarı. Önce Orkun'la konuşa konuşa yürüyoruz. O bişey anlatıyo ama bir türlü anlattığına konsantre olamıyorum, çünkü yüzümden uyku akıyor. Sonra yürüyüş temposu hızlandı, ben hafiften açılır gibi oldum. Sabahları koştuğumuz yer acaip piyasa oluyormuş onu fark ettim. Ben eşofman ve atletle çıktım. Kızlar mini şort giymişler, nıke bileklikler, ensede havlu filan. Bilsem bende hazırlıklı gelirdim valla. Herkes birbirini kesiyo, millet koşmaya değil ruh eşini bulmaya çıkmış sanki.

Biz yürüyüşten koşuya geçiş yaptık, ama ben şortlu kızlara hava atıcam diye Süreyya Ayhan gibi koşuyorum, Orkun neyseki biraz daha önde kızların görüş mesafesinde ama onun önü boş. Derken benim Orkun'la aramdaki mesafe giderek açıldı. Bende "soldan soldan geliyolar tahsin" durumu başladı. Koş koş bitmiyo, ne nefes kaldı ne takat. Bittim resmen, adım atacak gücüm yok. Şortlu kızlar hiç gözümün yaşına bakmadı anında solladılar beni. Birde koşuya çıkarken parfüm sıkmış manyaklar ya.

Orkun baktı ben çok geride kaldım hemen yanıma geldi. Ben ölüyorum nefes nefeseyim, adamda tık yok, sanki o kadar koşan o değil. Tabi karizmamı zedeleyecek her hareketten kaçınıyorum, zira benim gerçekte kıçını kaldırmayı hiç sevmeyen hımbıl bir şişko olduğumu anlaması hiç hoş olmaz. Üstelikte bu gerçeği 9 sene boyunca saklamayı başarmışken. "Canım ayakkabımın içine taş girdi, sen koş ben halledip sana yetişirim" dedim. Tamda karşımızda ağaçların içinde piknik masaları olan bir park var. Zor attım kendimi parka, şortlular da gözden kayboldu Orkun'da. "Ben sana yetişirim dedim" ama tamamen yalan tabi, hiç işim olmaz. Nefes nefese kaldım. Gölgede oturup kendime gelmeyi bekledim. Sonrada ordaki spor aletlerine takıldım yalandan, sırf bahane olsun diye.

25 dakika sonra Orkun geldi, su gibi terlemiş, surat kıpkırmızı. Niye gelmedin dedi, "Canım terim soğudu bende aletlerde devam ettim" diye kıvırdım. Eve dönüş yolunda şortlular bir daha önümüzden geçip koşuya devam ettiler. Bu nedir ya, maraton mu koştunuz kardeşim, yorulup evlerine gidemediler bir türlü. Nasıl bir enerjidir, ne yiyip ne içiyolarsa bizde ondan yiyelim valla. Bu iş burda bitmez, bu cumartesi yine koşucaz. Erken merken, kalkıp gidicem. Meydanı şortlulara bırakamam.

3 yorum:

French Oje dedi ki...

uf sporu hiç sevmem uzun yürüyüşler belki ama koşu? no no no almıyım başkası alsın:)

Venus dedi ki...

millet koşmaya değil ruh eşini bulmaya çıkmış sanki...ay iyi güldüm=)

Venus dedi ki...

millet koşmaya değil ruh eşini bulmaya çıkmış sanki...ay iyi güldüm=)