İstanbul'un en sevdiğim semti Beşiktaş. Beşiktaş çok farklı. Ne Kadıköy kadar gotik, ne Ortaköy kadar entelektüel, ne Nişantaşı kadar ciddi, ne Bebek kadar iddalı Beşiktaş. Kendini övmeye çekinen, mütavazi, asil ve içe kapanık bir semt bana göre. Dün akşam film gecemiz vardı. Üç film satın alıp kuzenimin Beşiktaş'taki evine geldik. Biz gelince kuzenim "ayy benim işim çıktı" deyip gitti. Bizde çok umursamadık. Burcu, French ve ben film izlemek için şahane bir üçlüydük nasılsa. Burcu, French ve benim hiç bir kusur bulamadığımız dünyanın en asil kızı. Uyumlu, içten, en önemlisi olduğu gibi. İlk önce light bir seçimle girizgah yapmak için Sex and The City 2'yi izledik. Ben bu Carrie kadar dangalak, bunun kadar şımarık, bunun kadar sorun çıkarma ustası kadın görmedim. İkinci filmde kadının içine exorcist kaçmış. Hiç bir şeyden mutlu olmayan, aksi ve şikayetçi bir imajı var. Kadın hayatının aşkıyla evlenmiş. Ya "ben 2 gün kendi evimde kalıcam" der, ya aldığı hediyeyi beğenmez "mücevher alsan daha iyiydi" der. Tabi burada asıl dangalak Carrie mi, yoksa Carrie'nin dangalak olduğunu aynı filmi ikinci izleyişte fark eden ben miyim bilemedim.
Bana herkes sıcakkanlı der, öyle miyim tartışılır. Ama öyle olsam bile herkesle film izleyemem ben. Mesela ilk film bitince ben kızlara fesleğenli ton balıklı makarna hazırladım. Yanında da kola açtık, koca bir tabak makarna yedik. Ben yemeği yapınca french bulaşıkları makineye dizdi, Burcu da kahve hazırladı. Bazen başka arkadaşlarımız da geliyor film gecesine. Kız koltuğa oturdu mu kımıldamak yok. Yemeği önüne gelecek, tabağını başkası götürecek, çayı kahvesi servis edilecek. Sanki misafirliğe geldi, deliriyorum. Misafirlikte bile kontes gibi oturamam ben, rahatsız olurum, yardım teklif ederim. Yardım ettirmezlerse yanlarında bekler, onunla beraber koltuğa geçerim. Bazılarında mide kapasitesi yüksek, ama katılım yüzdesi düşük. Böyle tipler olunca iç sesimle "Bak yine kımıldamadı, bak çayı bitti hiç kalkmıyo" diye olayı kurup filmden kopuyorum. Ne takıntılı, ne piskopat, ne rahatsız bir insanım ben!
Yüzdeyüz T.B yapımı fesleğenli makarna festivali bitince (duy bunları Korhan gurur duy benle) Ye,Dua et ,Sev filmine geçiş yaptık. Çevremden herkesin beğendiği bu filmden hiç haz etmemiş olsam da, filmin "Ye" başlığının işlendiği Roma bölümlerine hayran kaldım. Filmi ortasında durdurup French'le aktardan aldığımız kil maskesini uyguladık. Bildiğimiz çamur gibi bişey. Maskeler yüzünde kurdukça beton gibi oluyor. Ben fazla gerginliğe gelemem, keyif insanıyım. Baktım rahatsızlık veriyor gidip yıkadım. Ama maskenin her damlasından faydalanmak isteyen French, uzunca bir süre daha maskeyi yüzünde bekletti. Ama adam gibi duramayıp habire güldüğü için maskesi, Türkiye Çöl Olmasın reklamlarındaki gibi çatladı. Yüzündeki betonlaşmış maskeden kucağına kocaman bir moloz parçası düşünce istemeye istemeye yüzünü yıkadı.
Üçüncü filmimiz en güzeliydi. Marilyn Monroe Love Nest 1951. Ama çenesi düşük kuzenim geldiği için muhabbete daldık, izleyemedik. Kuzenim ayak üstü showunu yaptı bizi güldürdü, herkese iş buyurdu bizi sinir etti, en sevdiğimiz abur cuburları almış bizi şişmanlattı. Ertesi gün evime dönerken Beliktaş'ın arnavut kaldırımlı yollarında topuklu çizmelerimin anası bellendi. Topukların ucunda küçük bir plastik var. Önemsiz gibi duruyor olabilir, ama aşındığı zaman her adımda ayakkabıdan metal sesi geliyor. French ile bir ayakkabı tamircisi bulup, topuklarının ucundaki ufak plastiğin değişimini büyük bir gösteriyi izler gibi takip ettik.
Sevdiğin semti öyle uzaktan sevmek olmaz. Gelip de halini görmek, görüp de hatırını sormak ve sokaklarında mutlaka topuklu ayakkabının ucundaki plastiği aşındırmak lazım...

18 yorum:
Benzetmelere çok güldüm ya :)) Bir şey söyleyeyim mi, ben senin böyle biri olduğunu tahmin etmiştim. Hani geçenlerde senin bloga dadanmıştım ya, içimden "kesin yerinde duramayan, sıcakkanlı kızlardan" diye geçmişti. Yazı tarzından bile anlaşılıyor çünkü bu :) Ayrıca Beşiktaş'ı ben de çok seviyorum, hem dediğin sebeplerden hem de her türlü ulaşıma açık. Dediğin gibi; mütevazi :)
Selam francesca, kısa bir aradan sonra yine seninle beraberiz. Bloguma bereketli yorumlarına kurak bölgelere düşen yağmur gibi yağdığın günü bende hiç unutmuyorum. Bir kişiden tek seferde aldığım en fazla yorumdu..
Öperim kocaman
francesca, ben şahidim, bu TB seni çok sevdi.
ah ya benim de diyeceklerim var dünle ilgili:
1- carrie, tam bi dangalaksın
2- ye iç naparsan yap ama çok kötü bi film olmuşsun seninle birlikte hayata farklı bakacağımızı zannederken havamızı aldık, üstüne çay içtik.
3- değerli tombitom, bu lafım sana; o kızları sen öyle alıştırdın.
4- ay lav cimnri kuzen buraks night. sen olmasan böyle gecelerimiz de olmazdı başkumandan TB, öpüyorum!
sonunda izlendi yani sex and the city, orkun ve korhan olmayınca izlenir tabii :)))
t.b ben bile gurur duydum makarnanla o derece.
ayakkabı topuğuna gelince at nalı gibi ses çıkarır o deli olurum, bazı kadınlar hiç umursamaz onlara da ayar olurum ben.
O armut piş ağzıma düş diyip hiç bişi yapmayan kızlar bence yetişme tarzından öyleler. Anneleri bi misafirliğe gittiklerinde hadi kızım kalk yardım et deselerdi onlar da öyle alışırlardı.Zaten bi süre sonra bünyeye oturur ister istemez sende yapmazsan rahat edemezsin, kii sende de öyle olmuş :)
heyyy ben de geçen akşam Sex and the city 2 'yi izlemiştim, size katılmış olmuşum sinema gecesinde:)) Samantha vardı da neyse güldük biraz. Eat , Pray, Love ise şu hayatta sıkıntıdan uyuduğum yegane film idi, dünyanın en gereksiz filmi adeta.
Ye, dua et, sev ben sevmiştim o filmi ama hakikaten en güzel sahneleri Roma'da geçiyor.
Misafirliğe gittiğinde oturan insana bende uyuz olurum, yardım etmezsem rahat edemem, yardım ettirmiyorsa bende senin gibi başını beklerim işi bitene kadar.
Keşke kil maskesine dayansaydın, o cildi süper parlatıyor. İçine azıcıkta bal döktün mü öyle kaskatı olmuyor, yumuşacık kalıyor.
Son olarak makarnadan bende istiyorum der çekilir giderim (:
Türkiye çöl olmasın reklamlarındaki gibi çatladı- dan sonra bende gülmekten çatladım T.B. :D
Bir de şu film izlemeye gelen arkadaşların sinemadaki gibi hizmet beklediklerinde, bende çıldırıyorum. Çok haklısın bence. (: Azıcık popolarını kaldırsınlar da, çaylarını, böreklerini kendileri alıversinler. Hiç yoktan, zayıflarlar :D
Herkesin müthiş dediği ye dua et sev'i ben de pek beğenmemiştim. Tamam insanın içindeki boşluğu doldurma arayışı fakat son zamanlar da bir çok alternatifi ile bıktırdılar! :) Bir de utanmadan devamı olan ye dua et evlen'i çıkarmış yazarı...
Oooh süpermiş valla, ben de katılcam film günlerinize yaa! Ama ben balık yemiyorum, bana başka bi spesiyalini yapar mısın Tuğçem yaa?! :p
Bu arada ben de kil maskesi yapardım zamanında, o inanılmaz rahatsızlığına rağmen benimki de suratımda betonlaşıp çatlıyordu da ancak öyle yıkıyordum.. :D
Aslansın sen :)
ahahahaa
tuğçe yapmayın bunları yapmayınnnn.
maske için daha çok erken ilerde bol bol vakit bulacaksınız nasılsa:)))
ki bu konuda travmam vardır...
fi tarihinde bi seyahatten dönmüştüm çok uykusuzum...
devrildim hemen...
gözümü bi açtım...
aneam bişi bana bakıyo.
küçük kız çocukları gibi çığlık atmışım...
eşhedü enlaaaaa diye başladıydım...
ki fatihayı felan bilsem okucam o anda o derece.
korkacak bişi yokmuş meğersem...
kız arkadaşım yüzüne maske yapmışmış badana gibi.
ama bu travmayı atlatamadım hala.
ne zaman görsem eşhedüenlaaaaa diye başlarım...
yapmayın etmeyin kıymayın bize ahahaaaa.
bizde anne kuzusuyuz :)))
kınıyorum.
Korhan duy bunları!
Ayrıca ne kadar eğlencelisiniz.
Süper film geceleri ve muhteşem makarna..
Nasıl canım şu an bilemezsin ve ablama seslenicem (o güzel yapıyor bizim evin T.Bsi hayatıaam)
french: ben ikinci film gecesinde bir adet korku (ama sahiden korku) bir adet de romantik komedi izlemek istiyorum. Şimdden araştıralım.
Küfkedisi: evet haklısın bazılarının topuğu erimiş neydeyse ayakkabısının tabanı da eriyecek hala tamir ettirmeden giyer onları, o ses de kulağımı tırmalar hep. Makarnamdan yapıcam size :))
bir ince ses: haklısın çok itici bir durum. Bana ne ama takılıyorum işte napiyim :)
Judy: izlediğim en sıkıcı film josh hartnett in agusth filmi. üstüne rakip tanımam.
CYK: ben bal maskesi de yapıyorum ama içine bebek aspirini ezerek kullanıyorum. Bir dahakine kil maskesine de ekleyerek tavsiyene uyucam.
Girl with R.B: yahu zayıflamak öyle kolay olsa ben hiç birine bırakmam aslında işleri. Ama gırtlağı tutma kısmında zorlanıyorumi keyif insanıyım ben :)
French Oje olleeeyy o zaman :)
Laliş. hoşgeldin canım, ilk kez yorum yazıyorsun. Bende kitapçıda ye dua et evleni görünce gülme krizine girmiştim. bir sonraki kitap ye iç sıç olabilir :)
Melly: bende büyük balık sevmem ama somon ve tekirin hastasıyım. Film günlerine bekleriz ne demek, katılım ücretsiz olup giriş davetiyelidir :)) Parolayı kapıda söylersin :)
Korhan: şimdi kendimi halkını selamlayan belediye başkanı gibi hissettim.
absalom: Canım hemen panik yapmana gerek yok. Zaten cildine yaşlanmadan önce iyi bakman lazım. Yaşlandıktan sonra ne yapsan boş. Çarşaf gibi gerdirmen lazım ille. :))
Mia'cım: knorr'un hazır makarna soslarından fesleğenliyi denedim. Çok başarılı. Ton balığı ile karıştırınca şahane oluyor. Tavsiye ederim beybii
amelie hemen bakıyorum tatlım, çok incesin..
Yorum Gönder