6 Aralık 2010 Pazartesi

AŞK VE KIŞ!..

Evden iki çıkışımı çok seviyorum. Biri geziye giderken, hep aynı sırt çantasıyla. Otobüs için tıkınmalarım, kitabım, fotoğraf makinem hazır bir şekilde maceralarımı bekliyorum. Diğeri de onun yanına giderken. Hep başka bi şekilde, ama hep aynı gülümsemeyle.

Kış olunca beni hep aynı yerden almaya geliyor. Merdivenlerden inerken siyah paltosunu seçmeye çalışıyorum. Topuk seslerimi duyunca tanıyor hemen, bana doğru bakıyor. Bazen soğuktan burnu kızarmış oluyor, yanına geldiğimde sarılmadan yakalarını kaldırıyorum. Birlikte yürürken deri eldivenimin tekini çıkarıp elini tutuyorum. "Hani insanlara nefes alamayınca oksijen verirler ya" diyor. Büyük bir merakla devam etmesini bekliyorum. "Keşke sen olmayınca bana öyle oksijen tüpü içinde senin havanı, seninle bütünleşmiş kokunu verseler!" diyor. Gülümsüyorum, uçuyorum...

Gecenin lacivert tonunda yürürken çok hafif kar yağmaya başlıyor. Kar yağışı ve şehrin ışıkları birden gözüme iki sevgili gibi geliyor. Kar, ışıkları görünce daha çok yağmaya başlıyor. Işıklar, kar yağdığı zaman daha güzel görünüyor. İstiklal caddesinde yürürken bana kestane almak istiyor, ama "yeni pişmişlerden olsun" diyor. Satıcı parlak kestaneleri korun üzerine dizerken, önünde durduğumuz kitapçıda "sorry seems to be hardest word" çalıyor. Belimden tutup sokağın ortasında, kestanecinin yanında dans edelim diyor. Kocaman bir kahkaha atıyorum, "Olmaz sevgilim saçmalama, herkez bize güler" diyorum. Ama derken bile aslında "evet saçmalayalım sevgilim, herkez bize gülsün" istiyorum. Biz dans ederken kimse bize gülmüyor, kendimiz hariç. Saçma halimize saçma kahkahalarla eşlik ediyoruz.

Bir yandan kestane kabuklarını soymaya, bir yandan askısı olmayan çantamı koltuğumun altında taşımaya, bir yandan da ince ince yağan karın altında topuklu çizmelerimle yürümeye çalışırken onun grip olmaya başladığını fark ediyorum. "Hasta olursan ben sana çorba pişiririm, portakal sıkar getiririm. Eczaneden sana ilaç alırım sevgilim, iyileşmen için başında beklerim, ballı ıhlamur hazırlarım yavaş yavaş içiririm" diyorum. Daha lafım bitmeden kayıp düşüyorum, boylu boyunca yere yapışıyorum. Beni yerden kaldırırken "Hiç gerek yok bebeğim düz yolda yürü yeter" diyor. Düşmekten değil ama gülmekten yerimden kalkamıyorum.

Arkadaşlarımızın olduğu yere geliyoruz. Kimisi yanlız, kimisi değil, kimi işsiz, kimi de çok çalışmaktan yorgun. Ama herkes o an mutlu. "Could ı have this kiss" dinlerken kadeh kaldırıyoruz. Bütün gece güldürüyor beni. O kadar olmadık zamanlarda güldürüyor ki; bazen içtiğim şeyi püskürtüyorum, bazen de ağzımdaki yudumu boğulmamak için bardağa geri koymak zorunda kalıyorum.

Geç oluyor, evlere dağılmak için çıkıyoruz hep beraber. Biz içerdeyken mevsim değişmiş. Her yer bembeyaz olmuş. İstiklal caddesini kaplayan karlarda ilk biz yürüyoruz elele. Yürürken Beyoğlu çikolatacısının önünde küpemin teki düşüyor, karlara gömülüyor. Bulamıyorum, o da bulamıyor. "üzülme ama" diyor. Üzülmedim ki küpemin tekini İstiklal Caddesine hediye ediyorum" diyorum. Elimi tutup üzerine bir öpücük konduruyor, öndeki arkadaşlarımıza yetişmeye çalışıyoruz.

Ertesi gün buluşma yerine geldiğimde siyah paltosunu bulamıyor gözlerim. Beklerken saçlarıma beyaz kar taneleri yapışıyor, geç kalıyor, beklerken üşüyorum. Dakikalar sonra uzaktan geldiğini görüyorum. Elinde iki sıcak kahve ve bir de kağıt poşet. Eldivenlerimi çıkarıyorum, sarılıyorum. "İstiklal Caddesi T.B'ye gönderdi" diyor. Açıyorum kutuyu, küpemin aynısı. Aynısı!..

Bir kaç sene önce kar yağdığında işte bunlar oluyor. O zamandan beri bütün kışları daha çok seviyorum!..

24 yorum:

French Oje dedi ki...

orkiiii küçük meleğimize sahip çıktığın için çok teşekkür ederiz! haha! çok güzelmiş tombitom bu hikaye. orki komedyen olmalıymış zaten de harcanmış

T.B dedi ki...

İşte yine ilk yorum, işte yine french oje kulvarını kimselere kaptırmıyor sayın seyirciler. French oje'nin atak üstüne atak yapması tüm rakiplerini solluyor, ilk yorum yapan listesinde french yine bir numaraya oturuyor, inanılır sey değil sayın seyirciler.

morfularlikiz dedi ki...

En güzel hikayeler kış hikayeleridir. Soğuktur atmosfer ama hikayeler sımsıcak. Kar böyle bembeyazlığı ile kaplıyor ya tüm pislikleri,kötülükleri sonra tüm bunlar olurken yanında da sevdiğin adam. Herşey işte o zaman çok güzel.Sadece tek mevsimlik de olsa herşey çoook güzel:)

Adsız dedi ki...

Çok, ama çok güzel bir anı bu ya... Çok da güzel aktarmışsın T.B ellerine sağlııık..

Rahime.T.E dedi ki...

Bayıldım ben bu hikayeye, çok romantik olmuş. Orki ve sana hastayız şekerim.

Bir İnce Ses dedi ki...

Ben senin yerinde olsam hiç yaz gelsin istemem :D

küfkedisi dedi ki...

T.B çok güzel anlatmışsın, bayıldım. hiç ayrılmayın, yoksa ruhunuzu kaybedersiniz, sizi seviyorum :)

Adsız dedi ki...

Ne kadar şanslısın... ne kadar...

T.B dedi ki...

mor fular: ne güzel nick seçmişsin, çok sevdim. Kışın atmosferi bambaşka, hele cam ağaçları da kurulunca bayılıyorum..

orospukırmızı: teşekkür ederim kocamaaaannn, beğenmene çok sevindim.

CYK: orky ve bende senin hastanız canım, sıkı takipçin olduk :)) öperimm

bir ince ses: ahh aslında yazlar da başka oluyor ama yine de kışın atmosferi başka tabi. sadece karların eriyip her yerin çamur olduğu bir dönem vari o zaman evden çıkasım gelmiyor.

küfkedisi: bizde sizi çoook seviyoruz bebeğim. Size, sıcak kanlı sempatik hallerinize, misafirperverliği abartmalarınıza ve karı koca sevgi yumağı olmanıza bayılıyoruz.

Adsız; ne kadar şanslı olduğumu bende farkındayım ama ahh bilsen o şanlı günlere gelene kadar neler çektim ben.

Nunuş dedi ki...

ahhh çok şahaneymiş tebem bayıldım.. hiç ayrılmayın hep musmutlu olun inşallah..nazar göz değmesin :))

MeLLy dedi ki...

Çooogüzel, çoooromantiiik! Zaten bi siz, bide biz yea... :D
Millet mutsuz valla hep, ne kadar şükretsek, ne kadar bi taraflarımızı kaşısak az.. :p

T.B dedi ki...

Nunuşcum bu güzel dileklerin için aminn diyorum, ne tatlısın.

Melly, bence aşk biraz kısmet, birazda sabır işi. Yarını hatta bir saat sonrası bile belli değil. Karışık işler bunlar.

tubiss dedi ki...

oof off ne güzel anlatmışın yaa :( valla aşık olasım geldi, du bakalım yakında kar yağar :))

T.B dedi ki...

tubiss: bu kış kar yerine gökten sapır sapır herif yağacakmış :))

Korhan Korman dedi ki...

ımm bakayım..cuma günü perpadaymışım. Şu karlar prensine gideyim artık yıl oldu :)

Adsız dedi ki...

'herkeS'

Adsız dedi ki...

çok güzel :)

T.B dedi ki...

Korhy: belki bende akşam üstü uğrayabilirim orkunun iş yerine, gerçi sen erkenden kaçıyosun, ben kaçta gelirim bilmem. Sen büyük patronsun tabi, eline su dökemeyiz :))

Adsız: ortaokulda Türkçe öğretmenim de "herkeS" konusunda bir milyon kere uyarmıştı beni, ama nato kafa nato mermer bir durumum var. Uyarın için sağol, yazım kurallarına dikkat eden birinin olması tuhaf bi şekilde hoşuma gitti.

francesca mckennitt dedi ki...

Vay anasını sayın seyirciler diyesim geliyor. Francesca sana seviniyor, kendine üzülüyor.

T.B dedi ki...

francesca: kendine neden üzülüyorsun, üzülecek bişey yok bence hayat sürprizle dolu, üstelik yeni yıl da geliyo. hemen kötü düşüncelerini mutfak çöpleriyle birlikte kapının önüne koy! :))

hemera-nyks dedi ki...

çok güzelmiş :) öyle güzel yazmışsınki yaşadım resmen

Nyks

T.B dedi ki...

hemera: çok teşekkür ederim yorumuna, beğenmene sevindim.

blueberry intense dedi ki...

tb tb!
taa 1 yıl sonra yorum yapan bi okuyucu olarak komik olabilirim ama yeni okuyorum blogunu ve kendimi alamıyorum bu işi yaparken!birikmiş okuyunca böyle oluyo :)
bayıldım bayıldım romantik komedi bi aşk hikayesi! orkun ve sana ömür boyu mutluluklar şahane bi çiftsiniz şa-ha-ne!bize de böylesine güzel duyguları yaşatabilicek biri Allah'ım n'olur! :)

T.B dedi ki...

blueberry intense: Vay anasını işte ben sadık okuyucu diye buna derim. 1 sene önceki yazıya bile yorum yazıyor, şahanesin!! Çok sevindim ben yorumunu okuyunca.
Şahane dileklerin için teşekkürler, kat be kat iyileri ve güzelleri seni bulsunnnn!