12 Haziran 2010 Cumartesi

SEVGİLİ "ELLE AYAKKABI"

Biliyosun seninle aramız epeydir limoni. 2 sezon önce senden tek parmak, üstünde taşı olan bir sandalet aldım. Tabanı siyah nubuktu, giydiğim ilk gün ayağımın altını asfalt gibi boyadı. O akşamda kızlar gecesi vardı, simsiyah ayaklarla rezil oldum. Üstelik boyası da yıkamakla çıkmadı, ayağımın altını asetonla sildim. Size getirdim, bir kaç giyme sonra geçer deyip beni gönderdiniz. Ama geçmedi!

Geçmediği gibi ilk günkü performansıyla sözde değil özde bir siyahlıkla ayağımın altını boyamaya günlerce devam etti. Ayakkabıyı almış olduğum Capacity Elle'e götürüp tabanının deri ile değişmesini istedim. Mantık olarak deri taban, ayağımı boyamayacaktı. Sandaletimi 20 gün elinizde tuttunuz, "Fabrikamız tatilde gönderemedik" dediniz. Fabrikaya gidince bir 10 gün daha bekledim. Bu seferde hiç bir değişiklik yapamadığınızı söyleyerek sandaletimi yazın ortasında 1 ay zapterek bana geri verdiniz. Paramla beni rezil ettiniz. Peki ben naaptım? Sizin 1 ay elinizde tutup hiç birşey yapamadığınız sandaletimi, mahallemizin ayakkabıcısına götürdüm. 15 lira karşılığında yarım günde tabanını deri ile değiştirdi. O günden sonra ayakkabı ayağımı asla boyamadı. Ben ve tek parmak sandaletim sonsuza dek çok mutlu yaşadık.

Demek ki neymiş, şahane ayakkabılar yapmak yeterli değilmiş. O şahane ayakkabıların arkasında durmak lazımmış. Şimdi o vitrininizde istediğiniz kadar fuşya rengi nubuk topuklu olsun, ortasında taş olan siyah rugan babetler olsun, her kıyafetime uyacak dolgu topuklular olsun asla almam. Hatta ve hatta beyazını gelinliğimin, siyahını da yırtık kotumun altına giymeyi düşündüğüm sivri burun klasik model topuklunuz yarı fiyatına Markafoni'de satışa çıkmış olmasına rağmen yine de almam. Çünkü biliyorum ki, yine bir sorun çıkarsa sorunum ve ben başbaşa kalıcaz.

Gönlümü almak ve kendinizi affettirmek için vitrininizi şahane modellerle doldurmaktan daha fazlasını yapmanız gerekecek. Ama bunun sizin için hiç bir önemi olmadığını biliyorum, öyleyse elveda. Bir ayakkabı koleksiyoncusu tarafından terk edildiniz.

6 yorum:

paper doll.. dedi ki...

ama tuğçeeeeeeeeeeeee...!!!
bu pembe ayakkabı benim tabanlarımı sonsuza kadar boyayabilir! çok şekermiş!!!:)

French Oje dedi ki...

merhaba elle ayakkabı, senden iki yaz önce deri bir sandalet almıştım. gladyatör modeline yakın. evet çok tarz ayakkabıların oluyor arada.. ama o aldığım deri sandaletlerin altı kayıyordu. kaç kere buz bateni yapar gibi uçarak geçtim yollardan onun sayesinde.. verilmiş sadakam varmış ki popomun üstüne düşmedim. herkesin mahalle ayakkabıcısı var şükür ki.. ona götürdüm, hem içini senin kaplamandan daha kalitelisi ve kullanışlısıyla kaplattım hem de tabanındaki kayma sorununu giderdim.
şimdi ise kimbilir ne zaman olacak olan düğünümün akşam partisi için olan babetini beğendim. aslında aşık oldum. muffin gibi sevimli, gelinlik kadar bakire, saf ve temiz..
ne yaptım? almadım
aklım kaldı mı? kaldı
ne yapıcam? fotoğrafını çekip yaptırıcam.
seni sevmiyorum
imza: french

T.B dedi ki...

papercim, bunun renkler de var. Turkuaz, pudra. Topuğu da kısa üstelik, bütün gün iş yerinde giy hiç ayağın ağrımaz. Ama olay boyaması değil. Mahalle ayakkabıcısının yarım günde yaptığını 1 ay ayakkabıyı elinde tutup yapmamak çok ayıp. Parayla rezil olmak bu işte.

T.B dedi ki...

French oje: o sandaleti hatırlıyorum, benim elle ile barışık olduğum günlerdi. Kırmızı rugan arkadan atkılı bir ayakkabı aldığım zaman görmüştüm, hatta parmak arası karamel rengindeydi.
İşin tuhafı senin tarif ettiğin babet benim beğendiğimin beyazı. Hani ortasında gül ve taşı olan değil mi? Çok şık gerçekten. Ama üzgünüm, aynı hayatı iki kez yapamam.

lazanya dedi ki...

Bu pembe ayakkabılara cidden bayıldım. Elle'den ayakkabı almamıştım hiç, bu yazdıklarınızı okuduktan sonra da HİÇ demeye devam edeceğim sanırım.

En son Hotiç'ten beğendiğim ayakkabının fotoğrafını yolluyorum http://i49.tinypic.com/14l537d.jpg ve ekliyorum. Ürünü aldıktan 2 yıl sonra ücretsiz tamir ediyorlar, daha sonrasında da çok az bir ücret alıyorlar.

T.B dedi ki...

lazanyacığım: bende hotiç ten aldığım bir ayakkabıyı kalıba vermiştim. Bana geri verdiklerinde üzerinde hotiç yazan saten kılıfın içinde, kutuya çekçek koyarak vermişlerdi. Hoşuma gitmişti.