Normal bir insanın bazen morali bozuk olabilir. Çok dertli, kederli günler geçirip buhranlardan buhran seçebilir. Telefonda arkadaşlarına dert yanıp ağlayabilir. Buluştuğun zaman ondan bundan şikayet edebilir. Gerekli gereksiz her şeye sövebilir. Bir kaç günü hayata küskün şekilde geçirebilir. Bunalım dolu twitler yazıp, arkadaşlarına uzun uzun dert yandığı mailler gönderebilir. Hepsini anlayışla karşılar, elimden geleni yaparım. Bu durum 3-5 gün, 1 hafta, 2 hafta hadi bilemedin 3 hafta sürebilir. Ama bu durum bir insanın hayat felsefesi olamaz! Bu yazdıklarım bir insanın günlük rutin işleri olamaz.Bazı insanlar resmen kendilerini mutsuz olmaya programlamış. O arkadaşım bende kalmış mesela, uyanır uyanmaz başlıyo "Ayy Tuğçe hiç uyuyamadım, çok kötü belim tutuldu, gece çok üşüdüm, sonradan da çok terledim, sorma çok fenayım." Korku filminden fırlamış gibi çıkıyo karşıma. "Sana da günaydın Stigmata" deyip şoku atlatmaya çalışıyorum. Şimdi gel de o günden hayır bekle. Tamam belki kötü bir gece geçirdin, ama geçirdin gitti bitti hadi! Artık sabah olmuş, sağ salim uyanmışız. Git bir yüzünü yıka, dişlerini fırçala, bi güler yüz göster!
Bir insan her gün mutsuz olabilecek bir neden bulur mu, buluyorlar. Elinde olsa "gözümün üstünde neden kaş var yaa, neden var neden" diye ağlamaya başlicaklar. Sorundan problemden değil, artık bunlar şizoya bağlamış resmen. İşleri güçleri, maddi durumları yerinde, ailelerinden kimse ölümcül bir hastalıkla boğuşmuyor ve hepsinin sağlığı yerinde. Ama her gün şikayet, hep şikayet! Sahip olduklarının farkına varmak yerine sürekli saçma sapan konuları kafalarında evirip çevirip komaya giriyolar, sonra da bulundukları komaya seni de çekmek istiyolar, ama yemezler.
Bende bu insanı karşıma alıp "Bana bak kızım manyak mısın nesin, aklını başına topla, elindekilere şükret" deyince adım Pollyana'ya çıkıyor. Yok ya, sen çok normalsin ben dengesizim öyle mi? Bak canım sorun bende değil, sende tamam mı? Bende elimde şemsiyemi alıp mahalledeki bakkal amcayla "hayyat sevince güzel, bir taşı kelebeği, bir kuşu sevin yeter" diye müzikal çevirmiyorum. Ama aklın yolu bir. Ben mutluluğa yatkınım. Çünkü mutlu olmayı seçiyorum. Çevremdekiler de öyle. Sıkıntımızı da paylaşırız, derdimizi de. Ama ufak şeylerle de havaya uçarız.
Küçük şeylerle mutlu olan arkadaşım frenchoje, hala bana istediğim kolyeyi yapmadın. Neden ben ha, neden ben? Allahıımmmm, hep böyle oluyor, her şeyim geç kalıyor. Herkese yapıyorsun, benim özel isteğim olunca hep göz ardı oluyor. Ağlama deme, şuan beni anlayamazsın tamam mı? Benim o kolyeyi beklerken yaşadıklarımı sen bilebilir misin ha, bilebilir misin? Hayır, artık istemiyorum. Sen tak!
Böğğğğğğğğğğğğ

11 yorum:
hahahahahhahaahah
sana birazdan o kolyeyi yapıp yarın teslim ediyorum.
ama üçlü kolyemizin bir daha yüzüne bakmayacağından korkuyorum.
hayır murat taşdemir hayır, ben seni çok mutlu ettim.
güzel bir konu bulmuşsun yine...
ben de sinir oluyorum ayne o tiplere tokatlayasım geliyo
Yazının son paragrafında koptum... Bende dipteyim ama valla benim sorunlarım fazlaca büyük tuğçe bana kızma (: hem ben elimden geldiğince pozitif olmaya çalışıyorum valla (:
Firenç, üçlü kolyemiz benim için kaşıkçı elması kadar değerli bebişim, hiç merak etme. Ama bu yazdıklarım hızını yavaşlatmasın tabi sen aynı kararlılıkla istediğim kolyeyi bana yapabilirsin :))
VEnüs: Brlikte tokatlayabiliriz canım, iki kişi daha bir kendine getiririz :)
Cips'cim: Ben sana neden kızıyım negatif olursan zaten en büyük kötüğülü kendine yaparsın. Ama senin de zor günlerini atlatacağını biliyorum, ayrıca sen yazılarından tanıdığım kadarıyla asla negatif bir insan değilsin. Ben sürekli mutsuzluk nedenleri arayanlardan bahsettim
o tarz insanlardan kaçmak lazım, hayata daima "bugün gülmek için ne yaptım" gözüyle bakmak lazım, çok az zamanımız var bu güzel dünya üstünde.
evet Judy haklısın, valla hangimizin önden gideceği belli değil!
Ya o bahsettiğin hiçbir şeyden memnun olmayan arkadaştan benim de var... ve inan gerçekten çok sıkıcı!
Ve ço güzel yazmışsın özellikle son paragraf ve french yorumu :D
Mia'cım: bende o arkadaşım arayınca sürekli poşet arıyorum etrafta. Konuşurken hışır hışır yapıp "bi hışırtı var duyamıyoyum" demek için :)
Bunalımdan beslenen çok insan var. Mutsuzluk hayat felsefesi olan insanların hayatı her konuda aynı şekilde geçiyor.Pilavın şehriyesinin pişmemesinden (ki bu beni de bunalıma sokar) sevgilisine kadar çok alt metin barındırır.Sevgili demişken görünen hiç bi sorun olmayan ilişkilerin taraflarını dinledikleri müziklerden tanımak mümkün. Tür farketmezsizin her daim acılı şarkıları dinleyen insanlar hani.Ulan adamın telefonda konuşmasına bakıyosun "akşama makarna yapsanaa" gibi gayet rutin ama sorunsuz,dinlediği müziğe bakıyosun sanki altı kişi kurbanda birleşip bunun manitaya dalacak..gibi..sevmiyorum bunalım insan ben.oppaaaa...
ahahah bi de sürekli yorgun olan tipler var, evlere şenlik :)) her gün bi sıkıntı bi ekşın. yuh diyesi geliyo insanın artık :))
Korhan zaten ve sen süper tatlı eşin küfkedisii ikinizde çok neşeli insanlarsınız, aman nazar değmesin ikinize de!
Mystery: Yorgun tipler de ayrı bir grup gerçekten. Sürekli uykusuzluktan şikayet edip duruyolar. Benim eski iş yerimde vardı böyle biri. Her gün üzerinden kamyon geçmiş gibi gelirdi işe :)
Yorum Gönder