6 Ekim 2010 Çarşamba

T.B VE EV ARKADAŞI BİR GÜN.....

Ev arkadaşımla televizyon savaşlarımız kaldığı yerden gene başladı. Spartacüs, Nip Tuck gibi başarılı Hollywood dizilerini asla izlemeyen, "Öyle Bir Geçen Zaman" ve "Fatmagül'ün Suçu Ne" gibi insanı sürükleyen Türk yapımlarına adapte olamayan ev arkadaşım Melly, psikopat gibi sürekli "Var mısın, Yok musun" izlemekte.

Yarışmayı izlerken içinden değil bizzat dışından sesli yorumlarla evimizi adeta stüdyo havasına sokan Melly, kutusuna giden bir yarışmacı olursa bir ağız dolusu sövmekle işe başlıyor. "Aza kanaat etmeyen çoğu bulamaz" felsefesi ile her zaman Hamdi Bey'in tekliflerine büyük bir bayram sevinci ile yaklaşırken, kaybeden yarışmacıların arkasından da "Bak ben sana demiştim" demeyi asla ihmal etmiyor. Nohut oda, bakla sofa mimariye sahip evimize yeni bir televizyon sokmak istemediğimiz için, bende ev arkadaşımın televizyonu fet ettiği saatlerde internette blog okuyorum.

Dün uzun zamandır kafaya koyduğunuz İstanbul Modern'deki Body World müzesini gezmeye gittik. Tabi ki gerçek bir popüler kültür mantarı olan halamda bu fırsatı kaçırmayıp bize katıldı. Müzeye bizimle aynı anda bir liseden öğrenci grubu gelince, bende lacivert blazer ceketimle anında okul grubuna sızmayı başardım. Halam da sızdı ama bigudili saçları ile pek de inandırıcı olmadı. Okul grubuna sızmak gerçekten de çok hoşumuza gitti, daha önceden müzeyi gören öğretmenleri her şeyi anlatırken bizde Abiye Kuzu gibi bilgileri emdik :)
Ev arkadaşım Melly girişte ödediği 25 TL'ye acımadan koca sergiyi 10 dakikada gezip çıkışta da kahve içecek bir yer buldu. Ben ve popüler kültür mantarı halam ise giriş paramızı son damlasına kadar kullanıp müzede incelenmedik tek bir parça, okunmadık tek bir broşür kalmayana kadar her yeri gezdik.

Müze şahaneydi. Gerçek insan bedenlerini çeşitli şekillerde sergiyerek anatomik yapıyı anlatıyordu. Girişte müzeye bedenlerini bağışlayanların resimlerinden bir slaytla karşılanıyorsunuz. Her yerde kas dokusu ve iskelet sisteminden oluşan kadavralar vardı ve burda anlatırken size çok iğrenç gelse bile, müzede baktığınızda hepsi gerçek birer sanat eseriydi. Ben bir ara anevrizma olmuş bir aort damarına bakarken, boğazı izler gibi dalmışım. O sırada halamın bir grup lise öğrencisine kısık sesle "şimdi gece oluncaaaa, bu kadavralar canlanıııııp, böyle param parça halde odanıza geliiiiip, tam siz uyurkeeeenn" derken yakaladım ve halam olduğunu kimseye söylemeden oradan uzadım.
Müze gezmek çok eğlenceliydi ama siz giderken sakın topuklu ayakkabı giymeyin. Askısı olmayan çantalardan kullanmayın ve bir de ev arkadaşınızı yanınıza almayın.

6 yorum:

French Oje dedi ki...

hahahahhahahahhahahaahahhahahaha
melly!

tuğçenin alt çenesini öne çıkartıp sesini incelterek yaptığı melly takliti olmadan biraz daha az komik olsa da dinlediğim zamanki kadar güldüm. ay lav yu beybi.

T.B dedi ki...

benden de sana ay lav yu beybii.. Kocamaaaann. Orkun gelince o zaman da hep beraber gidelim Aralık'a kadar açık müze..

Rahime.T.E dedi ki...

Ha ha halana çok güldüm, kız halaya derler sende ona çekmişsin herhalde, ayy sergiyide merak ettim ben... O kadar çok kişi anlattı ki...

T.B dedi ki...

Cips yiyemeyen güzel insan: Müze gerçekten şahane, bence mutlaka görmelisin. Halama benzediğim doğru, daha doğrusu çok komik bir kadın ona benzemeyi çok isterim.

Judy Abbott dedi ki...

ben bu sergiye gittim amma sonradan kendime çok zor gelebildim, fazla gerçekçi idi benim için:)

T.B dedi ki...

Merhaba Judy, sana katılmamak elde değil. Bende müzeyi gezerken hafif ürperdim aslında. Ev arkadaşım dün gece "gözümü kapayınca müzedeki adamları görüyorum" dedi. Sanırım o işi biraz abartmış :)