Deliler gibi çalışıyorum, eve geldiğimde öyle aptallaşmış oluyorum ki bazen düzgün cümle bile kuramıyorum. Ayaklarımın altı bazen su toplamış oluyor, hiç fark etmiyorum. Sabah 8'de ofise geliyoruz ve günün ilk yemeğini 17.30'da yiyebiliyorum. O saate kadar hiç acıkmıyorum, çünkü acıkmaya zamanım olmuyor. Akşam 8'de işten çıkarsak, serviste erken çıktık diye parti veriyoruz. Eve gittiğim zaman duş alıp, saçlarımı kurutmak, ertesi günün giysilerini hazırlamak ve televizyon karşısında melekli kupamdan bitki çayı içmek toplam 1 buçuk saatimi alıyor, sonra uyku moduna geçiyorum.
Yattığım zaman bir yorganı üzerime çekişimi hatırlıyorum, sonra bir saniye geçiyor ki alarm çalmış. O kadar kısa. Nasıl yattıysam bir santim bile kımıldamadan sabah oluyor. Ekip arkadaşlarım yanlarında ıslak mendil taşıyıp dönüş servisinde makyajlarını siliyorlar, ben o daha o boyuta gelmedim çok şükür. Ama ne yalan söyleyim bir kere bende serviste ojelerimi sildim.
Sevgilimi tam 13 gündür hiç göremedim. Gece ona iyigeceler demeden uyursam bana hiç kızmıyor, uyanmiyim diye sessizce mesaj atıyor. Sabah olunca uyuya kalırım diye mutlaka arıyor. Güne onun sesiyle başlamayı çok seviyorum.
Bu saatler ise (09:14) günün kahve içebildiğim tek zamanı. İşimizin durumuna göre Türk kahvesi yada üçübirarada seçeneklerinden birini değerlendiriyoruz. Bugün kahvemin yanında yazı da yazmak istedim çünkü yazılarıma yorum yapan blogger'ları ve onların sayfalarında gezinip yazılarını okumayı çok özledim. French'imle gezip tozmayı, Küfkedisi ve Korhan'la deliler gibi tıkınıp film izlemeyi ve sevgilimle İstanbul'u gezmeyi çok özledim. Şimdi karşısında lahmacun yiyen çocuğa küçük Sezercik'in melül melül bakması gibi o günleri düşünürken, şerefinize kahve kupamı kaldırıyorum...

10 yorum:
yazık sana yaa o nası bi çalışma ortamı. valla allah kolaylık versin. afiyet olsun :)
canııımmmm bende çok özledim siziiiiii :( iş güç derken hayatımız kaydı yahu, duşu bile zor alır hale geldik. hatta bir akşam duşta uyuyakalıp boğulmaktan korkuyorum :)))
olsun, her gün konuşuyoruz ki biz tombitom iş kadınım!
Boş ver be şekerim ilk başlarda olur o yoğunluklar. Geçen canım kedime de sizi özlediğimi söylüyordum. Biraz başın rahatlasın izleriz filmimizi, kusacağın kadar da yemek:)
Ah T.B. Biz de sana kaldıralım kupalarımızı, yarın saat 1'e kadar 1300 sayfayı hatmetmem gerekiyor dolayısıyla kafeinlik durum bende de var :)) Ne kadar yoğun bir iş böyle! İletişim sektörü müydü, yanlış mı hatırlıyorum?
Yanlış hatırlamıyosam bu işe yeni girdin. O yüzden maaşını aldın mı almadın mı bilmiyorum ama maaşını alıp, sevgilinle harcadığın gün, bütün bu çektiğin çileleri unutursun sanırım :)
Kıyamam ya, durum o kadar vahim yani. :S
Haftasonları çalışmıyorsunuzdur umarım? Nolur çalışmıyoruz de. :/
Leah: Haftasonu çalışmak bizim elimizde, işlerimiz biterse iki gün ense yaparız. Yok bitmezse paşa paşa gideriz. Ama arkadaşlarla birbirimizi idare ediyoruz çok şükür.
bir ince ses: EVet bende o anı iple çekiyorum..
Francesca: Canım Allah sana da kolaylık versin, kahveye çok dadanma portakal suyu da iç zihni açar.
Korhan: Haklısın be Korhy, sende ilk zamanlar nasıl yoğundun biliyorum. Hatta yoğunluktan Perpaya öğlen gidip, akşam üstü 4 gibi çıkıyordun eve gelip karıcığına güzel yemekler yapıyordun. Ahh ahh bulamadık ki senin gibi ballı bir iş :))
French'im tek tesellim de bu zaten, konuşalım dedikoduları kaçırmayalım.
Küfkedim: Canım dikkat et duşta uyuya kalma sakın, hayır İstanbul'da su kıtlığı var idareli kullanmak lazım :)) biliyorum sende çok yoruluyosun zaten şu iş konusunda seni çok takdir ediyorum. Ömrün yollarda geçiyor ama hiç şikayet etmiyosun, canım benim ne sabırlı kadınsın maşallah
Mystery: Canım çok teşekkür ederim, allahtan işimi seviyorum gerisi kolay..
benim de bir işim olsa, ben de böyle yorulsam, yorulmaktan şikayet etsemmm aaah ahhh :)
Allah kolaylık versin sana da TB'cim :)
Yorum Gönder