Yeter artık bahar gelsin istiyorum. Çünkü bütün kışlık giysilerim defalarca yıkanıp ütülenmekten helak oldular. Kazak giyip, burnumu çekmekten bıktım. Güneşli havada yürüyüşe çıkmak hatta mümkünse her sene yaptığımız geleneksel büyük ada gezimizi gerçekleştirmek istiyorum. Bu sene kış sizce de çok uzamadı mı?Diyete girmem gerektiği çok yakında resmi gazete de yayınlanacak sanırım. Uzunca bir zamandır diyet konusunda araştırma yapıyorum. Bir çok kişi Dukan diyetini önerdi ama, haşlanmış yumurta ile başlayan iş günleri beni biraz korkuttu. Öte yandan doyana kadar yeme özgürlüğü Dukan Diyetinde mevcut. Bir de Karatay Diyeti'ne sardım, şimdi onu okuyorum her yerde. Ben kışın diyet yapamam. Zaten üşüyor insan, bir de galeta ve meyve ile mi öğün geçiricem? İşte bu yüzden diyete başlamak için Nisan ayını bekliyorum. Soğuk havalarla birlikte bende fazlıklarıma veda etmeliyim.
Evlilik hayatım tıpkı hızlandırılmış bir maraton gibi geçmeye devam ediyor. Zaten akşam trafiğinde eve varmam 8 buçuk oluyor. Bir de yemek yap, pişir derken hoop oldu mu sana saat 9 buçuk. Yemekten sonra birde yazılarımı ve kitabımı yazıyorum. Neyseki bendeki yoğunluğu kısa sürede fark eden duyarlı kaynanam evimize tencere tencere ev yemeği gönderdi. Birde adları çıkmış kötü diye, yerim ben onu ya. Ona kaynana demek bile haksızlık :)) Kuru köfte, patates, bezelye, dolma, ekşili köfte çorbası. Hatta salata yapmak için malzemeleri bile yıkayıp temizleyip vakumlu kaplara doldurmuş canım benim. Şimdi en az 4 gün rahatız.
Eve gelince "ohh yemeği mikroya atarım 5 dakikada hazır" diye bir rahat ediyorum ki, ama her seferinde daha da geç oturuyoruz sofraya. Pazartesi eve gelince sevgilim kafama "daannnn" diye yastığı indirdi, yastık savaşı yapıcak aklınca ama salondaki yuvarlak ve sert yastığı kafama indirince hafızamı kaybedicektim. Bende gittim leptop çantasıyla vurdum ona ama vururken çantanın askısı geldi gözüme girdi. Ayy nasıl canım yandı, göz de kıpkırımızı. Bir de salak gibi kendi kendime yaptım yani. Gözü düzeltip evde damla bulana kadar saat on oldu. Salı günü de yine eve girince şakalar komiklikler derken; ben ondan kaçıp kendimi tuvalete kilitledim. O da ışığı kapattı. Sandı ki ısığı kapatınca çıkıcam. Bende hem çıkmamak hemde karanlıktaki boş zamanımı değerlendirmek için yüzümü yıkayım makyajımı sileyim dedim, o karanlıkta sabunluk yere düştü tuzla buz oldu.
Kırılma sesini duyunca hemen "ayy bebeğim nooldu iyi misin" diye açtı kapıyı. Bende hala oyun derdindeyim güya fırsat bu fırsat kaçıyım diye kapıyı itince bu küüüt diye gömdü kafayı kapıya. Ayı yavrusunu severken öldürür misalı bizde seveyim derken öldürücez galiba bir gün birbirimizi.
Nooldu, camları temizle, kafayı elinde ov, "uvv bebeyim kıyamam" diye moral ver oldu yine saat on. Oyun derdine bu gece de uykusuz kaldım. Birde şu güzelim yemekler varken biri aniden baskın yapsa da yemekleri ben yaptım sansalar, namım yürür valla. Zaten misafirlikte yemekleri çekip facebook'a koydum ama benim çakallar "bu porselen tabak senin değil ki" diye anladı hemen benim yapmadığımı..
Bir de ev kadını olmak en zor meslek diyolar. Nesi zor anlamadım. İşe gitmesem varya evi temizle 1 saat, yemek yap 1 saat kalan zamanımda da fink fink gezerim ben. Asıl zor olan hem çalışıp hemde evinle ilgilenmek..

6 yorum:
okurken bile hızlı hızlı okudum ve yorulduğumu farkettim :) yaşayan biri olarak senin günlerin su gibi akıp gidiyordur kesin..
elvancım halim budur valla :))
Baya yorucu bir tempo :)
Yalnız ne kadar düşünceli bir kaynanan var. Allah bana da nasip etsin öylesini!! :))
ayy canımm Allah kolaylık versin.. kıyamam ya.. ama sen halledersin zor olsa da ;)
öpüyorum..
Sevgiler..
sedindunyasi.blogspot.com
yazdıklarını okumak çok keyifli, özellikle sevgilinle ilgili olan kısımları. bu tarz ilişkilerin gerçek hayatta da olduğunu bilmek insanın hoşuna gidiyo=)
Okurken yanimdakiler neye guluyosun diyip durdular o kadar guzel o kadar icteen :))
Yorum Gönder