Hiçbir şeyleri benzemeyen, birbirine tamamen zıt iki insan nasıl sevgili olur? Aslında çok iyi olur. Çünkü kendinde olmayan şeyler, onda vardır. Sivri yanlarını onun aynasında görüp törpülemeye çalışırsın. Bugüne kadar denemeye cesaret edemediğin tüm planlarını onunla hayata geçirir, kendini tutamadığın zamanlarda onun frenleriyle kendini dengelersin. Onun söyledikleri, bazen senin hiç söyleyemediklerin olur. Kendine hiç benzemeyen sevgilinle aslında kendine başka bir aynadan bakmış gibi olursun. Bence iki zıt insandan gayet güzel bir çift olur, ama o iki zıt insan nasıl aynı evde yaşar?İşte bu konuda sürekli takılıyorum. Konusunu anlamadığım kitaplardaki gibi; önceki bölümü açıp okuma refleksi gösteriyorum. Ama ilişkimizin önceki bölümde buna dair hiç bir bilgi yer almıyor.
O diyor ki; mutfak dolaplarımız kırmızı olsun! Ben boğa burcuyum ya, nedense kırmızıyı görünce tipik boğa tepkisi veriyorum. Olmaz diyorum siyah lake olsun! O diyor ki; giysi dolaplarının sürgülü kapağına ayna taktıralım. "Ne kapağı sevgilim, giysi dolaplarında kapak olmasın lütfen, açık olmalı" diyorum. İki sefer kendi dediğimi yaptıramam. Ya mutfak kırmızı olucak, yada giysi dolabına kapak takılacak. Ben hangisinden vaz geçsem diye düşünürken "neyse en azından boya derdimiz yok ev ter temiz" diyor. "İyide hani duvarlar beton grisi olucaktı?" diye depar atıyorum hemen.
O zaten taş gibi, hala her akşam spora gidiyor. Benimse selülitlerim topuklarıma kadar indi. Yine de akşam oldu mu kareli battaniyemin altında kuluçkaya yatan tavuk gibi kımıldamadan duruyorum. O spor salonunda ter döküyor; bende patlamış mısır, kahve fincanı, korku filmi üçlüsüyle takılıyorum :) Sokakta yürürken aynı Lorel ve Hardi gibiyiz. Arabada da Edi ve Büdü. Ben camdan sarkıp bağıra bağıra şarkı söylüyorum, o da dünyanın en ciddi işini yapar gibi arabasını kullanıyor.
Bence evin müdahaleye gerek olmayan tek yeri banyo tezgahı. En gerek olmayan yeri bulup; "Buraya da dolap yapalım bari" diyor. Panik halimi gizlemeye çalışarak "Böyle ferah ferah dursun işte, dolap koyarsak daralır" diyorum. Ama çok olduğumu da biliyorum. Bari benimde istediğim bir şey olsa da, istemiyormuş gibi yapıp bir sayı da o alsa diye geçiriyorum içimden.
Girişe tarif ettiği vestiyer; benim mahallenin demircisine yaptıracağım müzik notalarından olan askılığa hiç benzemiyor. Demirden yapılan sol anahtarları ve çeşitli notaları askılık olarak kullanılacaktım. Benim sanatsal önerime, çok kullanışlı ikea tarzı vestiyeri ile baskın çıkıyor.
Etrafı ampüllerle çevrili olan tuvalet masamı gereksiz buluyor, salon için düşündüğüm L koltuk için "kullanışsız" diyor, perdeye alternatif olarak sunduğum stor önerimi kulak arkası yapıyor. Buz patenlerimi sergileyeceğim küçük alanıma göz dikip, mekik sehpasını koyuyor. Çok pardon ama aşkın ömrü 3 yıl diyenler yanılıyor. Çünkü o kadar tatlı ki; hayır demeye kıyamadığım için tüm ev onun istediği gibi oluyor!..


