17 Şubat 2010 Çarşamba

Kısa Film Festivalinde, Uzun Mesafe Görüş Talihsizliği

!F bağımsız filmler festivalinde gösterilen bir filmde bende kısacık yer aldım. Filmin adı Kamerayla İzdivaç. Geçen sene çalıştığım yerde ekip 2 ay boyunca günlük çalışmalarımızı çekip, sonra o görüntülerden kısa film yapacaklardı. Yönetmeni Doğa Kılcıoğlu, yapımcısı da kardeşi Can Kılcıoğlu. İki kardeş, "İkimizde yetenekliyiz, ikimizde güzeliz neden güçlerimizi birleştirmiyoruz kardeş" demişler ve ortak projeler yapmaya başlamışlar. O iki ay boyunca biz nereye gitsek, onlar da geldi. O kadar içten ve eğlenceli bir ekipti ki, çekim bahanesiyle hayatımıza sızması bizim de işimize geliyodu.

İşte o ekip filmlerini tamamladı ve bende dün sabah koştur koştur kendimi Fitaş'a attım. Filmde hiç suya sabuna dokunmadan çok derin bir eleştiri var aslında. Kamera arkasında ekibin çalışmasını aktarmış ve bütünü oluşturan parçaların tek tek göstermiş izleyiciye. Aralarda da olumsuzluklara yer vermiş bol bol, ama "biz demiyoruz onlar diyor" şeklinde yansıttıkları için daha üstte kalmış eleştiriler. Filmin sonunda da öldürücü darbesini vurmuş. Vurmuş ama o kadar ince ve keskin bir şekilde ayırmış ki, hiç bir şeyi eleştirirken aşağılamamış, bayağı bulmamış yada yerden yere vurmamış.

Bende büyük bir heyecanla kendimin görüneceği 30 saniyelik kısmı merakla bekler şekilde koltuğuma oturmuşken, sol gözüme iğneler batmaya başladı. Önce görmezden geldim, ilgilenmezsem geçer dedim. Sonra iğne batmaları artınca, sol gözümden yaşlar musluk gibi akınca panikledim ama paniklediğimi gözüme belli etmemeya çalıştım, vaz geçer düzelir dedim. Baktım gözüm hiç oralı değil. Normalde lens solusyonumu yanımdan hiç ayırmam, ve hiç bir zaman da lazım olmaz. Şansıma o gün küçük çanta aldım diye solusyonumu almadım, ve lazım olacağı tuttu. Bir yandan filme konsantre olmak istiyorum ama gözüm izin vermiyo. İğne batışı o kadar artı ki, ya sol gözümü çıkarıp fırlatıcaktım, yada sol gözümdeki lensi. Bende her akıllı kadın gibi ikinci seçeneği uyguladım ve hiç düşünmeden usta bir hamleyle gözümdeki lensi çıkarıp fırlattım. İğne batmalar bitti. Ama ileri derecede miyop olan benim dünyam şaştı. Bir gözüm şahane, bir gözüm bir hayli bulanık görürken film izlemek çok tuhaf oldu.

Asıl tuhaflığı Fitaş'tan çıkınca yaşadım. Miyop olanlar bilir, bir gözün net bir gözün flu olduğu zaman yerleri çukur görürsünüz. Bende salondan bir havayla çıktım dışarı, sonrada pıss diye sönüp duvarın yanından yürümeye başladım. Etraftan bana bakan varmı bilmiyorum, çünkü baksam da göremezdim. Nasıl salakça yürüyorum anlatamam. Çünkü yerleri çukur gibi gördüğüm için ister istemez yürüyüşüm sarhoş şeklini aldı. Tek gözle evimi bulmak daha önce hiç yaşamadığım bir tecrübeydi, neyseki ayaklarım yolları ezberlemişti.

9 yorum:

paper doll.. dedi ki...

akıllı kadın tuğçe bektaş (:

+ben hala uzun ilişki yürütme konulu yazını bekliyorum tuğçecim! hatta rüyamda bile gördüm yazdığını, okuduğumu fln.. sabah kalktım baktım yazmamışsın.. nasıl bi hayal kırıklığıdır tahmin et artık =P

Leah dedi ki...

Geçmiş olsun yahu tuğçecanım. O lensler başa bela kimi zaman. Tebrikler ediyorum bu 30 snlik kariyeriniz için, başarılarınızın devamını diliyorum efem :)

iki tane dövmesi olan bi kız dedi ki...

darling ilk burak gecesinde o film izlene!

T.B dedi ki...

Sevgili Leah, gerçekten de lensler başa bela birşey. Ama onlarsız da olmuyor işte, gözlük takmayı sevmiyorum. 30 sn. lik oyunculuk kariyerimi tebrik etmen beni çok mutlu etti, valla bende teklif üstüne teklif alıyorum. Az önce james cameron aradı illa Avatar 2 de sen oyna diyo. Hay Allah :)))

T.B dedi ki...

paper doll çok şaşkınım. Ciddi ciddi beklenti içindesin sen. İlk başta ukalık olur dedim ama şimdi fikrimi değiştiriyorum, ukalık da olsa yazıcam valla. Paperdoll'u kırmam mimkin değil

T.B dedi ki...

Lucy van pelt: İzleyelim tabi sekercim ama lütfen denizin filmine yaptığımız gibi eşofmanlarla izlemeyelim. herkes kokteyl elbisesi ile gelsin. 30 saniyelik rölüm bu şıklığı hak ediyor bence

paper doll.. dedi ki...

evet beklenti içindeyim!! ((:
ben hep özenirim böyle 4-5sene ilişki yürütenlere, sizinki tam 9 sene!! advance seviye bi bilgi birikimin var bu konuda.. paylaş bizimle de tuğçecim bektaşım (:
mesela ben en çok şunu merak ederim uzun ilişkide.. hani acaba artık o aşk, kalp çarpıntısı fln biter mi? seni daha çok heyecanlandıracak biri karşına çıkınca kafan karışır mı? artık alışkanlık mı olur? huylarını kabullenir misin yoksa değiştirmeye mi çalışırsın? hoşgörün güvenin ne safhadadır? fln filan.. (:

T.B dedi ki...

Paperdoll senin sayende kendimi ilişki koçu gibi hissetmeye başlicam yakında. Yazımı yarın yazıcam ama önce merakını gideriyim. 9 yıllık bir ilişkin olunca tabiki ilk günkü gibi yüksek bir heyecan olmuyor ama hala heyecanı elinde tutmak mümkün bence.

iki tane dövmesi olan bi kız dedi ki...

paper, bir tuğçe bektaş için imkansız diye bişey yoktur. suni çarpıntı bile yapabilir gerekirse