4 Mart 2011 Cuma

KİMSE BENİ TUTAMAZ!...

Blogger'a erişim engellendi, yemin ederim bir yanım eksik yaşadım. Ne saçma bir durumdur bu. Bir sayfa futbol maçlarının yayın hakkı digiturk'te olmasına rağmen, maçları internetten vermiş diye bütün sayfaların günahı ne? Git sadece o sayfayı kapat. Yok ama biz genelde bir şeye kızar, cezayı da herkese keseriz.

Neyseki yardımsever blogger'lar hemen bana nasıl DNS ayarlarının değişeceğini mail attı. Bende hemen hallettim. (Aslında o sırada ofisteydim ve teknik birimden biri bilgisayarlara bakmaya gelmişti, bende ona yaptırdım, ama bunu şimdilik kimseye çaktırmıyorum)

Keçi gribi salgını diye birşey var dostlar. Aman dikkat diyorum. Kim yakalanırsa üzerinden tır geçmişe gönüyor. Benim zaten kendime vaktim yok, bir de hastalıkla hiç uğraşamam. Korkumdan 4 gündür yediğim portakalın haddi hesabı yok. Ev arkadaşım Melly ile birlikte markette komşulara alıcak meyve bırakmadık. Damarlarımda bile yakında portakal suyu dolaşıcak.

Geçen haftaki cumartesi-pazar mesaisinden sonra nihayet bu sefer haftasonu tatilime kavuştum. Ama niyeyse bende bir rahat batma durumu var. Bu seferde bilin bakalım neyi taktım kafama? Şimdi millet sevgilisinin adını dövme yaptırıyo, sonrada ayrılıyolar ya, o zaman ö dövme ne olucak? Yahu sana ne, yok ama ben rahat durur muyum. Şununla şu ayılmış diyolar, ben daha "Aaa neden" diye sormadan, "iyide dövme yaptırmıştı salaklar, şimdi nolucak o dövmeler" diye geçiriyorum içimden. Hayır bana ne oluyorsa, yemek yerken düşünüyorum, sonra internete girip araştırıyorum dövme sildirme konusunu. Bu iş yerindeki yoğun tempo iyice kafayı yedirtti bana.

Sevgilim en çok şikayet etmesi gerekirken, en çok alttan alan kişi. Onu aramayı hiç unutmuyorum ama "zamanım yok" demek o kadar klişe ki, o kalıba da girmek istemiyorum. Hiç sorun etmiyor, canım benim. Futbol oynarken sakatlandı, onu görmeye gidemedim. Bana hiç kızmadı. O kızmadıkça, beni idare ettikçe ben daha çok mahçup oldum..

Şimdi nihayet hafta sonu geldi, eğlence zamanı. Benim için hafta sonu tabanların ağrıyana kadar yürüme, köşe koltuğunda kitap okuma, sevgiliyi kucaklama, naneli kahve eşliğinde film izleme, gece yarısı beyoğlunda kokoreç yeme, sinema gişesi önünde sevgiliyle film kavgası yapma zamanı. Ajda Pekkan'ın "aşklayalım" şarkısını indirdim, sürekli kulaklığımda. E bloğumu da açtım, Ne bekliyoruz öyleyse, kanatlanalım. Artık kimse beni tutamaz...

7 yorum:

kankirella dedi ki...

bakkk seeen :P

biz de seni okumayı özlemiştik :) bol bol yazarsın da biz de okuruz artık. iş yoğunluğun için de sabır ve güç-kuvvet diliyorum sana :( ama emin ol çalışmak gibisi yok... kendini değerli hissetiriyor bence iş güç sahibi olmak ve kendi paranı kazanmak.

T.B dedi ki...

Kankirella: çok haklısın kuşum ama şimdi bunları boş verelim, cumartesinin tadını çıkaralım :)) Film, çekirdek, cips ve diet kola aldım, ama hazırlamak için ev arkadaşımla kavga ediyoruz :))

Judy Abbott dedi ki...

ohh cmartesi çok güzeldi iyice gezdik, ama bugün pek kasvetli ve de soğuk . bugün de evde yatıp yuvarlanma günü olsun, en sevdiğim aktivite:)))

T.B dedi ki...

Judy, haklısın yahu bu havadaki kasvet nedir. DEdiğin gibi tam ev havası bu. Çay demle, neskafe yap, battaniye altında dvd izle

Penny Lane dedi ki...

haftasonu programına bayıldıım :) hep böyle cıvıl cıvıl ol inşallah :) bi de benim sarhoşken sarhoş bir arkadaşıma yaptırdığım bir dövme var :( çizgileri yamuk yumuk, kimi noktaların içi doldurulmamış falan.. ben napcam :(

Rahime.T.E dedi ki...

Geçen hafta bizde herkes gripti, hepimizi bir korku sarmıştı keçi gribi mi olduk diye ama atlattık öyle değilmişiz.

Şu dövme olayını bende merak etmişimdir hep nedense.

AltınDişliHayriye dedi ki...

uç uç uç uç minik kelebek minik kelebek kon bir dala uçmak ne demek uçmak ne demek?
diyorum ki dinlen accık.