Hayatımda ilk kez yavaşlamak istiyorum. Yavaşladığın zaman aslında olup bitenleri daha iyi algılıyormuş insan, yeni anlıyorum. Ama yavaşlamak çok zor, yapamıyorum. Alıştığın bir düzeni kökten değiştirmek yerine ara sıra ters yüz etmeyi seviyorum ben. Sonra yeniden eskiye dönmek için kendime şans veriyorum. İddasız, basit ama ağzına kadar kendimle doldurduğum hayatımı karşı taraftan izlemek istiyorum, ama kendime karşı da o kadar acımasız olamıyorum. Herşeyi susturup sessiz kalmışken bile, iç sesimin gürültüsü bitmek bilmiyor. Tüm sesler kesildiği zaman, beynimdeki gürültüleri susturmak için savaş veriyorum. Ben istemesem de o sürekli plan yapıyor, kurguluyor, organize ediyor. Kendimin hızına, kendim bile yetişemeyip en sonunda kendime pes ediyorum.
Yavaşladıkça etrafına daha iyi bakıyor insan. Farkında olmadığı şeyleri kaçırmamak için kendine bir şans veriyor. Her sabah bilgisayarını açtığında hayatının özetini 140 karaktere sıkıştırmak için çabalarken, başkalarının satır aralarında kendinden parçalar buluyor mesela. 24 yıllık çeyrek asıra tekamül eden kısa hayatım boyunca; her zaman kahvemin dibinde bıraktığım yeri, aslında en güzel kısmıymış. Meğer hayatım boyunca en keskin ve sert yudumu fincanın dibinde bırakıp kanalizasyon hattına karıştırmışım.
Bazen hiç konuşmak istemediğiniz zamanlar olur. Konuşmamak ama yinede derdini anlatabilmek.. Aslında yazmak da istemezsiniz ama harfler parmak uçlarınızı delerek dışarı çıkmak için savaş verir. Sizde ne olduğunu bilmeden, harflerin mazgallardan sızan yağmur suyu gibi hayatın akışına karışmasına seyirci kalırsınız. Bazen tarihte kaçırdığım büyük anlara şahit olabilmiş olmayı dilerdim. Berlin Duvarı'nın yıkılışı, Eiffell kulesinin inşası, Prenses Diana'nın düğünü, Titanik'in batışı, Mona Lisa'nın ilk fırça darbesi. Birde insanların kendi için büyük anları var, hani bu zamana kadar farkına varamadığımız. Kanalizasyona karışan acı ve sert ve kahve gibi; sonradan değerinin farkına varacaklarımız türden. Tek bir karesini bile yakalayamadan "the end" yazısına denk geldiğiniz, o tekrarı olmayan baş rölü kendimize ait, hayatımızın 90'lık filmleri.
Yavaşlamam lazım, çünkü filmin kendisi olmadan fragmanları anlamsız!..

9 yorum:
Gazetelerde, dergilerde köşe yazısı yazıyorum diyip kendini bişey sanan bir çok insandan çok daha iyi yazıyosun.. Bu nasıl bi yazı ya, bu ne anlamlı cümleler. Şurdaki 310 kişiden çok daha fazlasını hak ediyosun. Buralarda harcanıyosun diyorum başka da bişey demiyorum...
Tuğçe canım yaşadıkların sana kısa geliyor. Anı tam olarak yaşayamıyorsun. Her şey bünyende o kadar hızlı gelişiyor.. Buna bağlı olarak sen de kendini yavaşlatma politikasını izliyorsun. Daha mantıklı. Fark edemediğin güzellikleri görürsün işte. Hayat daha manalı hale gelir..
Lütfen içinde kelimeler biriktirme.. İçindeki kelimeler seni mutsuzluğa sürükler. Anlat anlatabildiğin kadar.. Ben burdayım..seni okurum canım :)
neyin var tombito
baharın getirdiği dengesiz ruh hali mi bu
Dilin çok akıcı ve akılcı. Tebrik ederim.
Damla'cım selamlar, hoşgeldin.. Teşekkür ederim yorumların için..
altın dişli hayriyem: valla bişeyler oluyo da kuzum ne oluyo bende tam anlayabilmiş değilim :)) bahardan diyelim de geçelim, sende ne var ne yok onu haber ver :))
Vişnecim: Canım yaaa bu vefakar ve dostane yorumundan sonra bende bir zamanlar bosh reklamlarında geçen sloganı kendime uyarlamak istiyorum.
"Bloğumun okuyucularını kaybetmektense, para kaybetmeyi tercih ederim" :))))
Bir ince SES: Aman yareppim o ne yorumdur, bu nasıl bir mesajdır efendim beni çok mutlu ettiniz. Hatta ofisteki herkesi susturup bakın millet bir ince ses bana ne yazmış deyip bağıra bağıra okudum. Gördüğünüz gibi şımarmaya çok müsait bir yapım var, o yüzden fazla abartmadan mütevazı mod'a geçiş yapmalıyım. Beni çok mutlu ettin, umarım bende senin bu beğenini boşa çıkarmam..
Bir ince sesime kesinlikle katılıyorum. Harcanıyorsun buralarda TB! Çok çok harika cümleler bunlar. Her cümlede kendimi kaybettim... Öperiiim :*
Girl eith red balloon: Selam canım yaa ne zamandır yazışamadık, ne var ne yok? Çok teşekkür ederim yorumuna, kocaman öptümm
Hayat son sürat akıp giderken, aslında hepimizin ortak derdi yavaşlayamamak.
CYK: canım geçen gün eve 2 büyük boy cips aldım. EV arkadaşımla dizi izlerken yeriz dedim, ev arkadaşım "ben artık cips yemicem zararlı" deyince hepsi bana kaldı. 2 büyük cipsi 3 günde bitirdim, ama ayak parmağıma kadar her yanımda sivilce cıktı. Trans yağ fıçısına batmış gibi oldum. Aklıma hemen sen geldin, İnan bana cips yemek çok matah bir durum değil!!
Yorum Gönder